Gerçek gazetesi
Gerçek gazetesi
Gerçek
Sungur Savran: İklim değişikliği (2): Talan emperyalistlerin, fatura ortak!
14 minutes Posted Dec 18, 2021 at 9:54 am.
0:00
14:24
Download MP3
Show notes

İklim değişikliği (2): Talan emperyalistlerin, fatura ortak!

Pisletmenin ekonomi politiği

Sermaye tarihi boyunca insanı sömürmekle kalmamıştır. Aynı zamanda insanın, bütün canlılarla paylaştığı yuvası, habitatı, ortak vatanı olan doğayı büyük bir hoyratlıkla talan etmiştir. Bu, sermayenin doğasında vardır. Sermaye işçinin karşılığı ödenmemiş artık emeğini sömürerek kâr elde ederken bunun için gerekli maliyetlerini de mümkün olan en düşük düzeyde tutmak için her türlü akıl almaz yöntemi de kullanır: Güneşli havayı isle kirletir adına sis der; berrak pınarlardan akan nehirleri kimyasal çamur derelerine çevirir; denizleri pisletir, müsilaj musibetini yaratır, balıkları mahveder; koca koca deryaları, okyanusları bile mercan kayalarının yarısını öldürecek kadar kirletir. Öylesine büyümüştür ki gücü, arşıâlâ’ya çıkmış, ozon tabakasını delmiştir. Ne yaptığını bilmez bir hayvan gibi, kendi içtiği suyu daha sonra içenlere mikrop kaynağı haline getiren şuursuz davar sürüsü gibi, sömürdüğü insanı savaşlarda katlettiği yetmiyormuş gibi yeryüzünü de yaşanmaz hale getirecek kadar talan etmiştir.

Pisletmenin tarihi

Şimdi bütün bu tatlısu çevrecileri, zengin emperyalist ülkelerde de, Türkiye gibi orta gelirli, sanayileşme sürecindeki ülkelerde de, Afrika’nın, Asya’nın, Latin Amerika’nın açlıktan yoksulluktan kırılan ülkelerinde de koro halinde hep aynı şeyi terennüm ediyorlar: Bütün ülkeler üzerine düşeni yapsın, büyüme adına doğa kirletilmesin, tüketim çılgınlığı uğruna yerküre ısınmasın, aman biyo-çeşitliliğe zarar vermeyelim. Bir dakika! Biri bir yeri kirletti mi temizlemek onun sorumluluğudur. Neden talanı yapanlar ile ona maruz kalanlar, üstelik bazen 300 yıl süren sömürgecilik koşullarında, bir bütün olarak 150 yıllık emperyalizm çağında kendi ülkesinin doğası da emperyalistler tarafından talan edilenler faturayı hep beraber ödüyor? Tatlısu çevreciliğinin, burjuvazinin bir hâkim sınıf olarak insanlığı aptallaştırma yöntemlerinden aşırı derecede etkilenmiş olduğu burada bir kez daha görülüyor.

Pisletmenin coğrafyası

İkinci yalan coğrafyada. Deminden beri emperyalist ülkelerin ister sömürge statüsünde olsun ister olmasın yoksul ülkelerde yürüttükleri ekonomik faaliyetle o ülkelerin doğasını da talan ettiklerinden söz ediyoruz. Bu, günümüzde de devam ediyor. Bir emperyalist şirket Çin’de ya da Meksika’da ya da Türkiye’de bir fabrika kurup kâr amaçlı üretim yaptığında doğayı talan ediyorsa, bunun sorumlusu ne anlamda Çin, Meksika ya da Türkiye oluyor? Söz konusu kâr emperyalist ülkenin sermayedarının kasasına girecek, daha sonra sermaye birikimine dönüştürüldüğünde o şirketin toplumsal gücünü, dolayısıyla o ülkenin devletinin uluslararası kudretini arttıracaktır. İşe tüketim açısından bakıldığında da, bu tür “çokuluslu şirket” üretiminin ürünlerinin, elbette sektörüne, ürün markasına ve kalitesine vb. bağlı olarak dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç edildiği doğru olmakla birlikte, en fazla gelirin en yüksek olduğu ülkelerde, yani emperyalist ülkelerde tüketildiği de açıktır. Yani ister sermaye (üretim) odaklı bir bakışla, ister tüketim odaklı bir bakışla olsun, bugünün tedarik zinciri temelli uluslararası üretim koşullarında orta gelirli ya da yoksul ülkelerdeki sera gazı salımlarının bir bölümünün de aslında emperyalist ülkelerin hanesine yazılması gerektiği açık olmalıdır.

Pisletmenin demografisi

Ama coğrafyadan çok daha önemli olan faktör nüfustur. Dünyanın en büyük karbon diyoksit salımı yapan ülkeleri sayılırken genellikle AB tek tek ülkelere ayrılarak ele alınır. Böylece ilk sıralarda görünenler, sırasıyla, Çin, ABD, Hindistan, Rusya ve Japonya olur. AB’nin en büyük sanayi ülkesi olan Almanya bile 7. sırada gelir.

Anti-emperyalizm gezegeni kurtarmak için de esas ilaçtır!

Her gün “yöneticilerimiz uyuyor mu?” demek yerine, “emperyalizm cürmünün cezasını öde!” demek gerekir.