Gerçek gazetesi
Gerçek gazetesi
Gerçek
Sungur Savran: İklim değişikliği (3): Kara Afrika’nın nasırlı elleri değil, pamuk eller cebe!
12 minutes Posted Dec 18, 2021 at 1:06 pm.
0:00
12:38
Download MP3
Show notes

Kara Afrika’da yasak, Kuzey Kutbu’nda serbest

Kara Afrika (ya da Sahra Altı Afrika), 1,2 milyar nüfusa sahiptir. Bu, günümüzde 7,9 milyar olan dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor. Buna karşılık Kara Afrika’nın toplam karbon salımına katkısı yüzde 3 civarındadır. Tarihi falan bir yana bırakalım, günümüzde kişi başına rakamlara biraz bakalım. Karbon salımı, ABD’de yılda kişi başına 15 kilogramdır, Lesotho’da 0,15 kilogram, yani 150 gram. Oran, yüze bir. Kanada’da 19 kilogramdır, Cabo Verde’de 0,19. Yine yüze bir. Almanya’da ve Japonya’da 10 kilogramdır, Burundi’de 0,10. Yine aynı oran. Bu rakamlar, Afrika’nın, bırakın tarihi gelişme içinde bugünkü durum konusunda da en ufak sorumluluk taşımadığını, günümüzde bile küresel ısınmaya en ufak bir katkısının bulunmadığını gösteriyor.

Yoksul ülkelerin zehirlenmesi

İklim değişikliğinin en vahim sonuçlarından birinin biyo-çeşitliliğin azalmasına yol açması olduğu yaygın biçimde bilinen bir şeydir. Demek ki biyo-çeşitlilik önemli. Ama demokrasinin, barışın, insan haklarının kahramanı (!) Avrupa Birliği, kendi topraklarında 2018’den bu yana yasaklamış olduğu bir çeşit haşere ilacının (“neonikotinoid” olarak biliniyor) yoksul veya orta gelirli 65 ülkeye ihracına son günlerde olur verdi. Bu ilaç “arı katili” olarak biliniyor. İhracına izin verilen miktarın Fransa’nın ekilebilir topraklarının tamamından büyük olan 20 milyon hektara etki edecek büyüklükte olduğu ve 100 milyar arıyı öldürebileceği bildiriliyor. Arıların yanı sıra başka ne çok canlıya zarar verecek kim bilir!

Önce kendi vaadinizi yerine getirin!

Bazıları zengin emperyalist ülkelerin yoksulların durumunu görmezlikten gelmediğini, onlara hem iklim değişikliğinin yaratacağı sonuçlara (adaların ve deniz seviyesine yakın bazı sahillerin su altında kalması, tarım arazilerinin çölleşmesi veya sellerle kullanılmaz hale gelmesi, aşırı sıcak ve nemli yeni iklim rejimi vb. vb.) karşı tedbir almaları ve karbon salımını azaltma bakımından yeni uygulamalara geçebilmeleri için yılda 100 milyar dolar destek vermeyi taahhüt etmiş olduklarını söylemeye yeltenecektir. Ama söyleyemeyecektir çünkü taahhüt etmek başka, taahhüdüne uymak başka!

Pamuk eller cebe!

Bugün Amerika’da, Avrupa’da, Japonya’da, Okyanusya’da sayısız büyük kentte mağazalar vitrinlerini bütün gece aydınlattıkları, AVM’ler reklam için çevrelerini ışıl ışıl aydınlattıkları, büyük finans kuruluşlarının ve uluslararası şirketlerin merkezlerini barındıran gökdelenler parıl parıl parladığı için “ışık kirlenmesi” diye anılan bir doğa kirliliği türü gelişmiş durumda, hayvanlar âleminin biyo-çeşitliliği bu durumdan ciddi şekilde etkileniyor, deniz kaplumbağalarının yumurtasından yeni çıkmış bebeklerinden hayatını gece karanlığında sürdüren hayvanlara kadar çeşitli türler bunun ceremesini ödüyor. Afrika’nın, Asya’nın, Pasifik adalarının, Latin Amerika’nın ve Karayiplerin yoksul halklarının önemli bir bölümü ise elektriksiz, kapkaranlık bir dünyada, internet, televizyon, cep telefonu, uzaktan eğitim olanakları, tıbbi tetkik cihazları gibi birçok cihaz nedir bilmeden yaşıyor, geri kalanı da sık sık yaşanan elektrik kesintileriyle boğuşuyor.

Bolivya’nın, Botsvana’nın, Bangladeş’in köylüleri zulmet içinde kıvranırken, ışıklar içindeki Boston’un, Berlin’in, Brisbane’in insanlarının onları ışıksız bırakacak biçimde fedakârlık talebinde bulunması, zulmün ta kendisidir.