Show notes
Bağlanma biçimleri günümüzün oldukça popüler konularından. Sıklıkla duyuyoruz, kaçıngan bağlanan, kaygılı bağlanan ve herkes güvenli ilişkiler yaşamak istiyor. Ancak, sıklıkla kullanılan her tanımda olduğu gibi burda da bir tehlike var: bu tanımları bir teşhis gibi değerlendirip iyileştirilmesi gereken bir hastalık gibi yaklaşabiliyoruz… Halbu ki insan karşısındaki ile tepkimeye giren de bir varlık ve biz bir ilişkide hiç olmadığımız bir biçimde güvensiz bağlanan davranış şekilleri gösteriyor olabiliriz. Çünkü hayatta kalmak için hepimiz belirli bağlar kurmak zorundayız. Aslında hepimizin aradığı ortak şey, kendini evde hissetmek yani bir yerde olduğu gibi kabul edilip ait hissedebilmek. Peki biz kendimizi ait hissetmediğimizde ne yapıyoruz? Uyum sağlamaya başlıyoruz ve eğer bizim ev tanımımız kaotik bir ortamsa ilişkilerimiz de o evin şeklini alıyor yada bize o evi hatırlatacak ilişkiler kuruyoruz. Günün sonunda takındığımız şey hep aynı ilişki örüntülerini tekrar ettiğimiz ve kendimize haksız teşhisler koyup o evi kendimize hapishane yapmak. Oysa biz hep aynı örüntüleri takip etmek zorunda değiliz. Bunun da bir çıkışı var ve kendimize yeni bir ev kurmak mümkün! Önce nasıl bir evde yaşamak istediğimizden emin olarak ve kendimizden indirim yapmadan o ev için çaba göstererek mümkün . Detaylar bölümde… sevgimle

