Lem'alar Mecmuası
Lem'alar Mecmuası
Av. Ali Kurt
(87) 19. Lem'a/3, Sh 151 | 6.Nükte | İktisâd ve hıssetin, tevazu ve tezellül gibi çok farkı var
35 minutes Posted Jan 25, 2025 at 1:15 am.
0:00
35:59
Download MP3
Show notes

Altıncı Nükte: İktisâd ve hıssetin çok farkı var. Tevâzu‘, nasıl ki ahlâk-ı seyyieden olan tezellülden ma‘nen ayrı ve sûreten benzer bir haslet-i memdûhadır. Ve vakār, nasıl ki kötü hasletlerden olan tekebbürden ma‘nen ayrı ve sûreten benzer bir haslet-i memdûhadır. Öyle de, ahlâk-ı âliye-i Peygamberiyeden (asm) olan ve belki kâinâttaki nizâm-ı hikmet-i İlâhiyenin medârlarından olan iktisâd ise, sefîllik ve bahîlliğin ve tama‘kârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yoktur. Yalnız, sûreten bir benzeyiş var. Bu hakîkati te’yîd eden bir vâkıa:
Sahâbenin Abâdile-i Seb‘a-i Meşhûresinden olan Abdullâh ibn-i Ömer Hazretleri ki; halîfe-i Resûlullâh olan Fârûk-u A‘zam Hazret-i Ömer Radıyallâhü Anh’ın en mühim ve büyük mahdûmu ve Sahâbe âlimlerinin içinde en mümtâzlarından olan o zât-ı mübârek çarşı içinde alışverişte, kırk paralık bir mes’eleden, iktisâd için ve ticaretin medârı olan emniyet ve istikameti muhâfaza için şiddetli münâkaşa etmiş. Bir Sahâbe ona bakmış. Rû-yu zemînin halîfe-i zîşânı olan Hazret-i Ömer’i (ra) mahdûmunun kırk para için münâkaşasını, acîb bir hısset tevehhüm ederek, o imamın arkasına düşüp, ahvâlini anlamak ister. Baktı ki Hazret-i Abdullâh hâne-i mübârekine girdi. Kapıda bir fakir adam gördü. Bir parça eğlendi, ayrıldı, gitti. Sonra hânesinin ikinci kapısından çıktı, diğer bir fakiri orada da gördü. Onun yanında da bir parça eğlendi; ayrıldı, gitti. Uzaktan bakan o Sahâbe merak etti. Gitti o fakirlere sordu: “İmam sizin yanınızda durdu, ne yaptı?” Herbirisi dedi: “Bana bir altın verdi.” O Sahâbe dedi: “Fesübhânallâh! Çarşı içinde kırk para için böyle münâkaşa etsin de, sonra hânesinde iki yüz kuruşu kimseye sezdirmeden kemâl-i rızâ-yı nefisle versin!” diye düşündü, gitti. Hazret-i Abdullâh ibn-i Ömer’ (ra) gördü. Dedi: “Yâ İmam! Bu müşkilimi hallet. Sen çarşıda böyle yaptın, hânende de şöyle yapmışsın.” Ona cevâben dedi ki: “Çarşıdaki vaz‘iyet, iktisâddan ve kemâl-i akıldan ve alışverişin esası ve ruhu olan emniyetin ve sadâkatin muhâfazasından gelmiş bir hâlettir; hısset değildir. Hânemdeki vaz‘iyet, kalbin şefkatinden ve ruhun kemâlinden gelmiş bir hâlettir. Ne o hıssettir ve ne de bu israftır.”
İmâm-ı A‘zam (ra) bu sırra işaret olarak لَٓا اِسْرَافَ فِي الْخَيْرِ كَمَا لَا خَيْرَ فِي الْاِسْرَافِ demiştir. Yani: “Hayırda ve ihsânda; fakat müstehak olanlara, israf olmadığı gibi, israfta da hiçbir hayır yoktur.”