Gerçek gazetesi
Gerçek gazetesi
Gerçek
Levent Dölek: “Yeni Anayasa değil yeni düzen gerek”
7 minutes Posted Dec 7, 2023 at 12:54 pm.
0:00
7:27
Download MP3
Show notes

Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Yargıtay arasında Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğu ile seçilme ve siyaset yapma hakkının ihlal edilmesi dolayısıyla ortaya çıkan kriz bir süre sonra sıcaklığını yitirdi. Geriye, AYM’nin kaldırılması ya da yapısının değiştirilmesi bağlamında yeni Anayasa tartışması kaldı. Yeni Anayasa tartışmasını iyice ısıtarak gündemin üst sıralarına getiren gelişme ise Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 50+1 sistemini tartışmaya açması oldu. Erdoğan’ın "Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil." diyerek açtığı tartışmayla MHP ile ittifakı mutlak görmediğini ilan etmiş oldu. Nitekim bu mesaj kamuoyunda hızla kabul gördü. Öyle ki Bahçeli MHP grup toplantısında “biz kimsenin sırtına binmedik kimseyi de sırtımıza bindirmedik” diye sert bir çıkış yaparak Erdoğan’a cevap vermek zorunda kaldı.

Bu tartışma da yavaş yavaş sönümlenirken yine geride “yeni Anayasa” tartışması kalıyor. Önümüzdeki dönemde herhangi bir bağlamda başlayan ama sonunda yine yeni Anayasa gündemine bağlanan başka siyasi kriz başlıklarına da tanık olabiliriz.

Bizim yeni Anayasa tartışmasındaki tutumumuzun özü Devrimci İşçi Partisi 7. Kongresi kararlarının “Yeni Anayasa değil yeni düzen gerek!” başlıklı bölümünde yer alıyor: “Yeni Anayasa burjuvazinin ihtiyacıdır. Bu ihtiyacın bir yönü rejimin burjuvazinin iktidar üzerindeki dolaysız etkisini arttıracak mekanizmaların ihdasıdır. Anayasa tartışmasındaki esas stratejik yön tekelci sermayenin yayılmacı çıkarlarındadır. Türkiye’deki mevcut rejim hâlihazırda yarı-askerî bir karakter taşırken 12 Eylül Anayasası’ndan kurtulma demagojisine ve ‘sivil’ anayasa iddiasına asla prim verilmemelidir. Türkiye’nin emekçi sınıfları açısından soyut bir ‘yeni bir anayasa ihtiyacı’ yoktur. Yeni anayasanın mecliste hâlihazırda var olan güç dengesi çerçevesinde emekçi sınıflar açısından yararlı olması olanaklı değildir. Dahası, burjuvazi 1982 Anayasası’nın dahi içermek zorunda kaldığı hakları da tırpanlamak istemektedir. Emekçi sınıfların çıkarı istibdadın tadilinden değil devrilmesinden yanadır. Dolayısıyla hürriyet mecliste ya da kamuoyunda yapılacak soyut ve/veya entelektüel tartışmaların konusu değil emekçi halkın devrimci seferberliği ile istibdadın arkasındaki sermaye sınıfı ve emperyalizmle hesaplaşması sorunudur.” Bu perspektif bizim Anayasa tartışmasının temelinde bir danışıklı dövüş ya da gündem manipülasyonu olmadığını, temelinde sermayenin sınıf çıkarlarının yattığını, bizim de işçi sınıfı çıkarları temelinde bir siyasi hatla bu gündeme yaklaşmamız gerektiğini göstermektedir.

Tüm bu sebeplerle biz hâkim sınıfların “yeni Anayasa” tartışmasına cepheden karşı çıkarız. Burjuva düzenin gardiyanlarının çekeceği fotoğraf için poz verecek halimiz yok! Bizim bugün odaklanacağımız yer işçi sınıfına ve emekçi halka vurulmuş kelepçelerdir. Bizim Anayasa’ya dair gündemimiz grev hakkıdır. 12 Eylül Anayasası’nın tümden karşısındayız. Ama o Anayasa’ya dahi işçilerin emeğiyle, canıyla, kanıyla kazıdığı grev hakkını sonuna kadar ve yine grevle savunacağız. MESS ve AKP el ele vererek Anayasa’ya kazınmış grev hakkı mevziisini çiğnemeye çalışacaklar yine. İzin vermeyeceğiz! Dünyada ve Türkiye’de burjuva düzenini korumak göreviyle ihdas edilmiş Anayasa Mahkemesi’ni de savunmuyoruz. Ama Anayasa Mahkemesi’nin grev hakkımızı onaylayan ve iktidarın keyfi grev yasağını yasadışı ilan eden kararını da sonuna kadar savunacağız. Nihayetinde biz mevcut Anayasa’yı işçi sınıfından ve ezilenlerden yana kökten değiştirecek yepyeni bir fotoğrafın peşindeyiz. Ekmeğin ve hürriyetin zaferinin fotoğrafını da tartışarak değil burjuvaziyi devirerek ve işçi iktidarını kurarak oluşturacağız.