Gerçek gazetesi
Gerçek gazetesi
Gerçek
Başyazı: Emekçi halkın direndiği yerde istibdadın orman kanunları hüküm süremez!
5 minutes Posted Aug 24, 2022 at 10:59 am.
0:00
5:17
Download MP3
Show notes

Türkiye’nin baskıcı ve keyfi bir yönetim olan istibdad rejimi ile idare edildiğini söylüyoruz. Bu rejim, sermaye sınıfına ve bu sömürücü sınıfın çıkarlarına dayanıyor. Hiç de söylendiği gibi milletin bekası için falan değil düpedüz bir avuç parababası, sermayedar ve tefecinin çıkarları için halkın ensesinde boza pişiriliyor. Örnekler saymakla bitmez. Ancak son dönemin birkaç olayını hatırlayalım. Ordu Sefaköy’de bulunan tek içme suyu ve tarımda kullandığı su kaynağının bir alabalık çiftliğine peşkeş çekilmesine karşı köylüler eylem yapınca jandarmanın sopasıyla karşılaşıyor. Bir basın emekçisi olayı görüntülemek isterken o da jandarma şiddetinden nasip alıyor ve basın özgürlüğü yok mu sorusuna “şu anda yok” cevabını alıyor. Kendine “kanun ordusu” diyen jandarmaya “hangi kanunda var bu” deyince de “kanunu aşağıda gösteririm” tehdidiyle karşılaşıyor.

Günler sonra Erdoğan Ordu’ya geldi. Fındık taban fiyatlarını açıkladığı bir miting yaptı. Çiftçinin, iki-üç misline katlanan gübre, mazot ve girdi fiyatları karşısında en az 84 lira olmasını istediği fiyatı 54 lira olarak açıkladı. Erdoğan’a ve istibdad medyasına bakarsanız bu fiyat yüzleri güldürmüştü. Ama kimin? Çiftçinin yüzü gülmüyordu. Gülerek hatta sırıtarak ellerini ovuşturanlar ise fındık piyasasında alım tekelini elinde tutan meşhur uluslararası gıda endüstrisi şirketleri. Erdoğan aynı mitingde Ordu Fatsa’nın geçmişteki solcu, sosyalist Belediye Başkanı Terzi Fikri’yi de terörist ilân etmekten geri durmadı. Kelimesi kelimesine darbeci Kenan Evren’in sözleriyle konuştu. Terör dehşete düşürerek yıldırmak manasına gelir. Sonra Terzi Fikri’nin bir köylü mitingindeki konuşması düştü medyaya: “Bu soygun ve sömürü düzeninin beyleri, ağababaları, faizcileri, karaborsacıları bizleri yıllar boyu kendilerine köle etmişlerdir…” diyordu. Bu sözlerden kimin dehşete düşeceği belli, bu sözlerin sahibine terörist diyenin fındığın para etmemesinden, hayat pahalılığından, faizciden şikâyet eden köylüyü susturmak istediği de açık.

Dediğimiz gibi örnekler saymakla bitmez. Ama bu devran dönecek. Öyle geçmişte çok gördüğümüz türden sermaye partilerinin miadını dolduranın gittiği taze olanın iktidarı devraldığı türden bir değişim dönüşümden bahsetmiyoruz. Cumhur İttifakı’nın gitmesinden, Millet İttifakı’nın gelmesinden, MÜSİAD’a karşı TÜSİAD’dan, birinin mafyasına karşı öbürünün çetesinden vs. medet ummuyoruz. Biz sermayenin orman kanunlarının karşısına sınıf mücadelesinin kanunlarıyla çıkacak olan işçi sınıfının iş, aş, hürriyet için yükselen mücadelesinden bahsediyoruz. Bu mücadele büyümeli, miting, yürüyüş, işgal, grev, direniş ve her türlü sınıf mücadelesiyle emekçi halk birleşmelidir! Sokakta da, işyerinde de, sandıkta da emekçi halkın sermayeden, emperyalizmden ve devletten bağımsız siyaseti kurulmalıdır. Memleketin başına diktatör seçmekle, istibdadın zincirlediği meclise figüran göndermekle değil, orman kanununa son verecek devrimci bir seferberlikle zincirsiz bir Kurucu Meclis’le hürriyete yürünecektir!