Sermaye doğayı talan etmeye devam ediyor! Petrol-doğal gaz şirketlerini yeterince tırmıkladık. Aşağıda dört başka sektörden bazı örnek vak’alarla durumu kısaca gözden geçirelim.
Kimya sektörü
New York Times gazetesi bunu çok tipik bir örnekle anlatmış. Chemours adlı büyük kimya şirketinin ABD’nin Kuzey Carolina eyaletindeki bir fabrikasının yetkilileri bu yaz gazetecileri fabrikaya davet edip kullandıkları en son teknoloji ile üretilmiş filtrelerin nasıl havayı, fabrikanın yakınında kurulmuş olduğu nehri, yeraltı sularını GenX olarak anılan kanserojen olduğu saptanmış kimyasaldan koruduğunu büyük bir gururla anlatıyorlar. Yetkililer “bunlar öyle gelip geçici, göstermelik tedbirler değil, uzun vadeli, güçlü sonuçlar yaratan çözümler” diye de övünüyorlar. Ama sadece birkaç hafta sonra Kuzey Carolina eyalet yönetimi, Chemours’un bu fabrikasının zehirli atık sınırlarını büyük ölçüde aştığını saptayarak 300 bin dolar ceza kesiyor! (Ceza da ceza olsa!)
Otomotiv sektörü
Otomotiv şirketleri günümüzde daha kârlı olacağını umdukları elektrikli araçlara veya hibrit modellere yönelmeye başladı. Bu konuda devletlerin de kapitalistlere epey destek vermeye başladığı görülüyor. Çeşitli ülkelerde (mesela Norveç’te) aynı marka ve model iki araçtan benzin ya da dizelle işleyeninden diyelim 15 bin avro alım vergisi alınırken elektrikli araçtan vergi alınmıyor. Bu vergi indiriminin tüketici ile otomotiv firması arasında kime daha yararlı olacağı elbette somut koşullara bağlı, bunu saptamayı maliyecilere bırakabiliriz, ama iki tarafa da destek olduğu açık. Ya da geçtiğimiz hafta içinde ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen, şimdi Senato’ya gidecek olan 10 yıla dağılmış biçimde 2,2 trilyon dolar bütçe öngören sosyal harcama ve çevre desteği yasasında 550 milyar dolar tutan çevre ve iklim değişikliği bütçesinin bir bölümünün doğrudan elektrikliye geçiş için otomotiv firmalarına verileceği biliniyor. (Bu tutarın zengin ülkelerin 2010 ile 2020 arasında yoksul ülkelere vermesi gereken 1,1 trilyon dolar içinden ödenmemiş kısımla eşdeğer olması ne kadar anlam yüklü bir rastlantı! Salt ABD için 550 milyar var. Ama dünyanın bütün zenginleri bir araya gelip onlarca yoksul ülkeye aynı miktarı veremiyor!)
Finans sektörü
Dizinin Afrika ve diğer yoksul ülke ve bölgelerle ilgili yazısında, bu tür ülkelere uzun vadeli altyapı kredisi sağlamaktan sorumlu çok-taraflı finans kuruluşu Dünya Bankası’nın yoksul ülkelere fosil yakıt alanında kredi vermeyi 2017’den beri bütünüyle kesmiş olduğundan söz etmiştik. Oysa özel finans kuruluşları böyle kurallarla bağlı olmadıkları için onlar büyük petrol ve doğal gaz şirketlerine kredileriyle destek olmakta ve gezegenin talanına onlarla birlikte bir güzel katkıda bulunmaktadır. O bağlamda Kuzey Kutbu’nun küresel ısınma koşullarından yararlanılarak nasıl bir petrol kuyusu alanı haline getirildiğini anlatmıştık. Elbette Shell’lerin, BP’lerin, Total’lerin, MobilExxon’ların, Aramco’ların, Rosneft’in, Gazprom’ların kârına Citi’lerin, Wall Street bankalarının, Barclays’lerin, HSBC’lerin, Paribas’ların, Deautsche Bank’ların, Unicredito’ların, BBVA’ların da ortak olduğunu da eklemek gerekir buna.
Kömür sektörü: Manchin sendromu
Manchin ABD Senatosu’nun Enerji Komisyonu’nun başkanı. Yani şayet Biden şimdi Temsilciler Meclisi’nden geçmiş olan ve çevre için 10 yıl boyunca 550 milyar dolarlık bir bütçeyi öngören yasayı Senato’dan geçirmek istiyorsa, eli Manchin’e mahkûmdur.



