Evrim Sümer | Laylu ve Ben
Evrim Sümer | Laylu ve Ben
Evrim Sümer
Kızım Leyla'nın, nam-ı diğer Laylu'nun 2010'da hayatıma girmesiyle birlikte Radikal'deki köşe yazılarımla paylaşmaya başladığım ebeveynlik serüvenimi Laylu ve Ben'de  genişleterek anlatmaya devam ediyorum. Aklıma düşen soruların ve konukların peşinde daha iyi bir anne olmanın formülünü ararken, size de ilham olmayı diliyorum. Zaman zaman aklıma alternatif isim veya alt başlık olarak “Bu Canavarı Ben Yarattım”, “Biz Böyle Değildik”, "Anne Saçların Beyazlamış" gibi fikirler düşse de, ergen annesi çizgimi bozmadan yoluma devam ediyorum. 😂Künye: Mekan/ Kayıt Destekçisi: Postane İstanbul Fotoğraf: Gözde Kumru Uçak Logo/ Kapak Tasarım: Alper BalkanlıProje ve işbirlikleri için: [email protected] veya Instagram/evrimsumer
Matematikten Korkmamayı Öğrenmek | Jale Kızılel
Matematiği korkulan bir ders olmaktan çıkarıp, anlamaya ve hatta keyfe açılan bir kapı olarak yeniden düşünmek.
Feb 6
50 min
LGS'nin Karanlığından Film Işıklarına | Füsun Aygölü Sordu, Laylu Cevapladı | Eğitim, Oyunculuk ve Ergenlik Üzerine Bir Sohbet.
Bu bölüm, sadece bir sohbet değil… bir büyüme hikayesi! Kızım Leyla’yla yan yana otururken fark ettim: Bir küçük kız demişim, bir koskocaman genç kız demişim… Ergenlik tam da böyle bir yer… arada bir hal; hem çocuk hem yetişkin, hem çok uzakta hem de yanı başında. Bu bölümde, Bebek, Çocuk ve Ergen Psikoloğu, aynı zamanda aile dostumuz sevgili Füsun Aygölü sordu, kızım “Laylu” Leyla Smyrna Cabas cevapladı. Füsun Abla’nın sakin rehberliği, Leyla’nın samimi cevapları ve benim araya maydanoz olan anne hallerimle okuldan, IB programından, karanlık sabahlardan, LGS kabusundan, ilk gece gezmesinden, makyajdan, modadan, oyunculuktan ve büyümeye dair bilumum kalp sızılarından konuştuk. LGS'nin hala zaman zaman üzerimizden geçen gölgesini, sınav stresinin çocuklarda bıraktığı yaraları, adaletsiz bir sistemde ilerlemeye çalışan gençleri ve özel ders mecburiyetini de masaya yatırdık. Leyla’nın, “LGS’de travma sonrası stres yaşadım,” derken gözlerinin dolmasını, benim ise “bitti o günler” diye şükretmemi de duyacaksınız. Ve inanmazsınız ama; Leyla LGS’ye gireceklere, kendisinden asla beklenmeyecek bir tavsiye verdi! Ve sanat… Sohbetimizde Leyla’nın film yolculuğunun kamera arkasına da baktık. “Filmlerde oynuyorum ama oyuncu değilim,” derken sesine yansıyan samimi merakını ve kendini sorgulamasını, adaylıklar karşısında yaşadığı kalp çarpıntılarını, oyuncu olmak için gerçekten ne gerektiğini konuştuk. Oynadığı iki filmin çekimlerinde hissettiklerinden, bir anda “Okulu bırakıp terzinin yanında çalışsam mı acaba?” diyecek kadar da özgür ruhlu hayallerine tanıklık ettik. Dinlerken belki kendi çocuğunuzu duyacak, belki de kendi çocukluğunuzu, ergenliğinizi hatırlayacaksınız. Hazırsanız… Leyla, Füsun Abla ve ben samimi, yer yer kahkahalı, yer yer iç burkan bu sohbette sizi bekliyoruz.  Support the show: https://linktr.ee/evrimsumer
Dec 26, 2025
46 min
Şefkatle Çerçeve Oluşturmak | Psikolog Füsun Aygölü
Bu bölümde, benim için çok özel bir isim olan bebek–çocuk–ergen psikoloğu Füsun Aygölü ile ebeveynliğin sıklıkla yanlış anlaşılan kavramlarından birini konuşuyoruz: Çerçeve. Çerçeve, çoğu zaman “kısıtlama” gibi algılansa da, aslında çocuğun güven duygusunun temelidir. Çerçevesiz bir çocuk yönsüz, fazla sıkı çerçeveli bir çocuk ise nefessiz kalır. Ebeveynlikte mesele, sevgi ve şefkatle birleşen esnek ama kararlı sınırlar koyabilmek.
Dec 5, 2025
40 min
Çocuğun İlk Öğretmeni: Doğa
Doğanın Kalbinde Ebeveynlik Eski bölümlerimizin birinde, Kokopelli Şehirde’de ile, “doğayla çocukların arasına girmeyin” demiştik… Bu bölümde o cümlenin peşine düşüp, doğayı, ebeveynliği ve umudu aynı potada eriten bir sohbet için peyzaj mimarı Sibel Senna’yla buluştuk. Bana sorarsanız, meslek seçimi bile doğaya olan sevgisiyle şekillenmiş biri o. Sohbetimizde Doğanın romantizm değil; akış, mücadele ve sezgi olduğunu… Çocuklarımızın telefondan önce gökyüzüne bakmayı öğrenmesi gerektiğini… Ebeveynliğin tıpkı doğa gibi koruduğunu ama bizim yerimize yaşayamadığını ve çok daha fazlasını konuştuk. Sibel’in, bir ağaca sarılmadan önce bile, “O nasıl hisseder?” diye düşünen o inceliğiyle; doğanın bize nasıl umut verdiğini, çocuğun merakını nasıl canlı tuttuğunu konuştuk. Ve belki de en önemlisi: toprağı çocuklarımızın eline değil, kalbine vermekten bahsettik. Bu bölümün eşlikçisi olarak belki bir yaprağa bakmak, belki de bir sonraki yağmurda gök gürültüsüne kulak kabartmak isteyeceksiniz… İyi dinlemeler.    Ve işte, sohbette bahsi geçen kitap önerileri: Rainer Maria Rilke: Genç Şaire Mektuplar ve Duino Ağıtları ile başlanabilir. Rilke, bütün yazım ve varoluşunu doğa ile kuran bir yazar. Shakespeare, Shakespeare in Flower: Shakespeare birçok şiirinde bitki metaforu kullanır. Yaşar Kemal, özellikle de İnce Memed; Çukurova doğasını çok iyi betimler. Botanikçi Robin Wall Kimmerer, Serviceberry: Bitkilerin nesne değil öğreten varliklar olduğunu işler. Yabani yemiş ağacı bunun metaforudur: Meyvesini herkese sunar — kuşlara, toprağa, insanlara — ve herkes kazanır. Zenginlik gerçekten nedir? Sahip olmak mı, yoksa paylaşmak mı çokluğu yaratır? Doğa bize nasıl öğretir? Biz doğaya nasıl karşılık verebiliriz? Ekonomi nasıl daha şefkatli olabilir? Kimmerer, doğayı sadece gözlemlemez: onunla konuşur. Ve okuru da bu ilişkiye davet eder. Doğayı “kaynak” olarak değil, ortak bir akraba olarak ele alır. Stefano Mancuso (Floransa Ünv. Nörobiyolog Profesör), Bitki Zekası, Bitki Ulusu, Bitki Devrimi: İnsan - doğa ilişkisine bitki bakışıyla eleştrel yaklaşımlar sunar. Bitkilerin dünyayı kavrama şekillerini aktarır. Zekaları ve çevreleriyle ilişkilerini bilimsel verilerle akışkan bir şekilde ortaya koyar. Michael Pollan (Newsweek’in 2009’da seçtiği yeni düşünce liderinden), Arzunun Botaniği: İnsan - bitki arasındaki ilişkiyi ters açıdan ele alır. Biz bitkileri kendi isteğimizle yetiştirdiğimizi düşünüyoruz fakat Pollan’a göre aslında bitkiler bizi yönlendirir. Okuru; Bitkiler bizim arzularımızı kullanarak kendilerini dünyaya mı yaydılar? Sorusuyla bırakırJ Deniz Gezgin, Bitki Mitoslari: Bitkilere ait mitoslardan çok şey öğrenebiliriz. Onların bilgeliklerine ve çağlar arası deneyimlerine dair güzel bir birikim. Bu kitapta farklı coğrafya ve kültürlerde, bitkilerin kültür dünyasında yer buluş biçimleri aktarılıyor. Bebekler ve küçük çocuklar için:   Küçük Prens (Antoine de Saint-Exupery) Çocuk, Köstebek, Tilki ve At (Charlie Mackesy)  Support the show: https://linktr.ee/evrimsumer
Nov 19, 2025
44 min
Okul, akran zorbalığının kalesi! | Başak Abdula
türkiye'de akran zorbalığı araştırması
Nov 7, 2025
48 min
Asperger: Bir Tanının Ötesi | Klinik Pedagog Zeynep Aydoğmuş
klinik pedagog zeynep aydoğmuş ile asperger sendromu
Oct 24, 2025
51 min
Her Anne Menopozu Tadacaktır* | Melis Alphan
*Her anne menopozu tadacaktır dediğime bakmayın; bu bir ebeveynlik podcasti diye öyle yazdım… yoksa bu sohbet sadece annelere değil, tüm kadınlara ve çevresindeki erkeklere de önemli bir içerik sunuyor!  Postane İstanbul’da kaydettiğim bu bölümde, gazeteci, yazar ve hak savunucusu Melis Alphan ile menopozu konuşuyoruz. Menopoz Rehberi- Kendini Yeniden Keşfetme ve Güçlenme Yolculuğu kitabı, Melis Alphan’ın bir gecede cerrahi menopoza girmesiyle başlayan kişisel deneyimi ve 10 doktorla yapılan görüşmelerle ortaya çıktı. Kitabı bir cümleyle özetle, derseniz, “menopoz bir son değil, bir dönüşüm ve yeniden yapılanma fırsatı” derdim size... Neden peki? Çünkü Türkiye'de kadınların yaş ortalaması 80. Bir kadın ortalama 50 yaşında menopoza girse, 30 sene eder! Anlamamız, öğrenmemiz gerekiyor! Menopoz, Türkiye’de belki hala tabu ama dünyada, başta da İngiltere ve Amerika’da fırtınalar koparıyor. Melis’e göre menopozun artık bu kadar konuşulmasının iki sebebi var: “Longevity” kavramının hayatımıza girmesiyle çok daha görünür olması ve östrojenin aslında ne kadar önemli olduğunun anlaşılması. Sohbetimize menopozun toplumsal ve politik boyutundan girdik; iş hayatında, ailede ve erkeklerin menopoz algısında nelerin değişmesi gerektiğine baktık, menopozun biyolojik, psikolojik ve duygusal boyutlarını, hormonların rolünü ve vücudun verdiği işaretleri de konuştuk. Menopozal Hormon Tedavisinin önemi, meme kanseri ve hormon kullanımı hakkında yanlış bilinen, kafa karıştıran WHI araştırması, cerrahi ve doğal menopoz, semptomlar, başa çıkma yolları, yaşam tarzı değişiklikleri ve alternatif yöntemler… hepsini konuştuk. Ben daha gencim, bana çoook uzak, diyenler vardır mutlaka. Siz de bir şans verin bu bölüme (aslında kendinize)! Hem şimdiden neler yapabileceğinizi öğrenmek hem de empati sahibi olmak için... İyi dinlemeler!Support the show: https://linktr.ee/evrimsumer
Oct 10, 2025
59 min
Feminizm Evde Başlar! | Avukat Beste Demir Keki
Laylu ve Ben’in bu bölümünde Postane Istanbul’da konuğum, avukat, feminist ve podcast komşum Beste Demir Keki. Anneannesi, Atatürk “kızlar okusun” dediği için evden kaçıp öğretmen olan bir kadın. “Tatlı Su Feministi” podcast’iyle feminizmi hayatın içinden, anlaşılır ve samimi bir dille anlatan Beste ile; feminizm nedir, ne değildir, Türkiye’de kadın olmak ne demektir, tüm bunları konuştuk. Kız çocukları neden susturuluyor? Yapılan araştırmalara göre 6 yaşındaki kızlar bile, erkek öğrencilerin daha zeki olduğunu düşünüyor! Buyurun, buradan başlayalım konuşmaya! Evde başlayan eşitsizliklerden, sesini yükselten kadınlardan duyulan rahatsızlığa; hakların varlığına rağmen teamüllerin önümüze nasıl duvar ördüğüne; kadının “ihtimam yükümlüsü” olarak görülmesinden, özgürleşmenin sorumluluk almakla ilişkisine kadar pek çok konuya değindik. Beste'nin önerileri arasında belki en önemlisi şu: Kız çocuklarını susturmayın! Ve unutmayın, ev içi dengede iktidar sadece bir kişinin elindeyse, orada eşitlikten söz edemeyiz. Size bir sorum var: Feminizm gerçekten pratikte de evde başlasaydı?.. Belki o zaman meydanları doldurmak zorunda kalmazdık. Ne dersiniz?Support the show: https://linktr.ee/evrimsumer
Jun 20, 2025
45 min
Beden Sesleri ile Müzik | Gökçe Gürçay
Beden seleri ile müzik. Müzik sadece kulakta mı başlar, yoksa tüm bedende mi hissedilir? Bu bölümde, bedenini enstrümana, hareketini nota defterine dönüştüren bir müzisyeni ağırlıyorum: Gökçe Gürçay, nam-ı diğer, “CheChe.”
Apr 11, 2025
53 min
Önce Çocuklar ve Kadınlar! Avukat Müjde Tozbey ile Aile İçi Şiddet
Laylu ve Ben’de bu bölümde, toplumumuzun en büyük yaralarından biri olan aile içi şiddeti konuşuyoruz. 7 Mart’ta, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nden bir gün önce yaptığımız kayıtta, “Siz bunu dinlerken Kadınlar Günü çoktan unutulmuş ve muhtemelen yerini başka şiddet haberlerine bırakmış olacak” derken hiç de yanılmamışım maalesef. Yeni bölüm paylaşmayı dahi zorlaştıran bu gündemde, ülkemizi ciddi şekilde etkileyen aile içi şiddet başlığı ile yerimi alıyorum. Aile içi şiddetin farklı türlerini, mağdurların yaşadığı zorlukları, hukuki süreçleri ve çözüm yollarını anlatan konuğum Müjde Tozbey, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin kurucusu ve başkanı. Kendisi sadece bir avukat değil, aynı zamanda güçlü bir feminist, aktivist, hak savunucusu, anne. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, 200 avukatlık ağıyla, Türkiye genelindeki kadın ve çocuk cinayeti, tecavüz ve istismar davalarına gönüllü avukatlık desteği sunuyor. Mağdurlara sadece hukuki değil, eğitim, burs ve sosyal destek alanlarında da yardım ediyor. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, ÇYDD ile özel bir protokolleri var. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, kurulduğundan beri 400’ün üzerinde kadın cinayeti ve yüzlerce tecavüz-istismar davasını üstlendi. "Her davanın sonucunda 3 ay yatıp çıkılmıyor, onlar basına yansıyan kötü örnekler" diyor Tozbey. Yalnızca hukuki değil, kadınların ve çocukların yoksulluktan kaynaklanan zorluklarına da çözüm arayan Dernek, aynı zamanda HPV aşısı gibi hayati öneme sahip sağlık haklarının savunulmasına da öncülük ediyor. Türkiye'de, kadın cinayetleri ve şiddet olayları her geçen gün artarken, devletin yeterli tedbirleri almakta zorlanması, şiddet mağduru kadınları yalnızlaştırıyor. Ve kadınlar, özellikle yoksul olanlar, hem toplumsal hem de ekonomik açıdan giderek daha büyük zorluklarla karşılaşıyor. 6284 sayılı kanun, aileyi, kadınları ve çocukları korumak için bir adım olsa da, uygulamada eksiklikler ve zayıf yaptırımlar sürecin etkinliğini engelliyor. Müjde Tozbey, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının hem kadınları hem de erkekleri nasıl olumsuz etkilediğine dair de çarpıcı açıklamalarda bulunuyor. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet sadece fiziksel değil, toplumsal bir sorun. Bu mücadele, ancak birlikte yürüdüğümüzde anlam kazanır. O yüzden bu sohbete kulak vermeniz, paylaşmanız çok kıymetli.   Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ni daha yakından takip edebilir ve destek olmak için şu bağlantılardan ulaşabilirsiniz: Instagram: Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Web sitesi: Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Fonzip bağış: Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği BağışSupport the show: https://linktr.ee/evrimsumer
Mar 28, 2025
53 min
Load more