
Bazen sebebini sorgulamadığım fiillerin altında kaldığımı hissediyorum. “Ben istemedim ki bu sorumluluğu, kim verdi bunu bana?” derken buluyorum kendimi. Zamanın yanına eklenen “geçmek” fiili de bunlardan. Geçenlerde onlardan biri ruhuma sızmaya kalkışırken yakalandı. Zaten biraz üstüne gidince kendisi de suçunu itiraf etti. Beni Bana Anlat'ın bu bölümünde kalamadığım yerden devam edip kendimi tekil cümleler kurmaya zorluyorum ve masum olmayan kelimelerle yüzleşiyorum.
Feb 21, 2021
26 min

Uyumlu olmak. Çıkıntılık yapmamak. Ortamı bozmamak. Tat kaçırmamak. Hepsinin zihnimde uzun uzun kamp kurduğu dönemler var. Kötücül olarak adlandırdığım hislerimin tümü bu sözlere yem oldu. Birçoğu “gel bak, sonra hallederiz” sözüne kandı. Toplum olabilmenin benzerliklere ve tek bir etiketin altına doluşmuş kümelere dayatıldığı bir yaşamın köşesizi olarak çoğu defa kendi sınırlarımı yuttum, örttüm, kapattım ya da gizledim. Daha yeni ortaya çıkıyor çizgilerim. Tıpkı gülümseyince aynadaki yüzümün de hatırlattığı gibi.. Hisler vardır. İyi ya da kötü değil. Ben, sen ve o olarak vardır. Ve evet, ben öfkeliyim.
Dec 22, 2020
22 min

Hayatta öncelikler yerinden oynadı mı düzeltmek mümkün değil. Yıkıp en baştan dizmek gerekiyor. Benim için öyle oldu. Önce elimde avucumda ne varsa serdim önüme, sonra tek tek seçtim içlerinden bugünkü Taner’in yanında ve başucunda istediklerini… Albert Camus’un da dediği gibi “Kendi doğamın keyfini sürüyorum ben, hepimiz de biliriz ki, mutluluk buradadır, her ne kadar, kendimizi yatıştırmak için, bu zevkleri bazen bencillik adı altında mahkum etme numarası yapsak da.” Uzun bir aradan sonra kendi doğasındaki Taner’den selamlar olsun.
Nov 29, 2020
25 min

Bir yerden ayrılmak, oradan uzaklaşmak, çıkmadan son kez arkama baktığım, birkaç dakika sonra kapıyı kitledin mi diye düşündüğüm, geride kalanlara, ki buna bitkilerim de dahil, özlem duyduğum o yerden ayrılmak… ‘Ev’ dediğim yaşam alanımın ne anlama geldiğini, nerelerden geçerek zihninsel kabulleri ve duygusal varlıkları içine aldığını kavramaya başladım. Geç olsun, gerekirse güç de olsun. Yeter ki olsun dedirtti. Çıkıp gittim. İyiye doğru gözümü kapattım. Okşasın diye hayallere başımı uzattım. Kararlarıma ilk kez, sen önden buyur dedim. Kendimi, kendimden sorumlu tutunca basitleştim. Meğer sorumluluk, alıp verme işi değilmiş. İçinden geçene eşlik edince sessizce yanına sokulup destek verenmiş.
Oct 28, 2020
22 min

Her şeyi planlama alışkanlığı ve ne olursa olsun o plana sadık kalma istediği o kadar yerleşmiş ki zihnime anlık değişikliklere en ufak bir tahammülüm kalmamış. Halbuki tüm kararların bana ait olduğu bir zaman diliminde bile planladıklarımın tamamını yapmam mümkün değil. Şaşırtıcı mı? Asla. Sürekli plan yapma durumu, bir süre sonra hislerimi ve ruhsal durumumu görmezden gelmeme neden oluyor. Hal böyle iken hem anın içinde kalmam hem de kaygıdan uzak deneyimler yaşamam mümkün değil. Ne yapabilirim? Bilinmeyenlerle arkadaş olup başımdan geçenlere gülümseyerek şaşırmanın tadını çıkarabilirim. Denemeye değer.
Oct 6, 2020
23 min

Başımı göğe doğru kaldırıp kalbimi sevgiye, zihnimi yeniliklere açtığında değişime de izin vermiş oldum. Akıp gidenin ve selam vermeden geçenin hesabını tuttum. Tüm bunlar olurken istenmeyenleri değişime yem ettim. İdealize ettikçe, gerçeklikten uzaklaştım. Kararlarımın bütünü olduğumu unuttum. Artık burada duramam. Bir bahanem kalmadı. Yalnızlığımı alıp eve dönmenin vakti geldi.
Sep 27, 2020
23 min

Albert Camus’un Düşüş kitabının son cümlesi: “Artık çok geç, her zaman hep geç olacak. Çok şükür ki öyle!” Bazen tek bir cümle çeker tüm perdeyi önünden. Alır bakışları ötekinden. Zaten mesele içerinin görünmesi değil, dışarısı dedikçe kaçacak yerinin kalmaması… Evet, her zaman geç kalacağım. Gidiyor diye peşinden kovalamayacağım. Uzaklaşıyor diye üzülmeyeceğim. Sadece yürüyeceğim. Kalbime bir sorup, bin adım atacağım. Gerisi, ben neredeysem oraya gelecek. İçimden geçecek ve yoluna devam edecek.
Sep 14, 2020
23 min

Tekrarlama düşkünlüğüm ve inatçı monotonluğum içinde kurduğum ya da yakaladığım çizgi dışı bağlamları not almak, unutmamak ve hatırlamak bana iyi hissettiriyor. Başlamak ve bitirmek değil, adım atmak, uğramak, soluklanmak, dolaşmak, tanışmak ve sonunda da neresi olursa oraya varmak beni heyecanlandıran. Hatırlamak, dönüp bakmak, yola ve yolculuğa inanmak. Aklımda dolaşanlara ve kuyruğu birbirine dolananlara ithaf ettiğim Beni Bana Anlat’ın yeni bölümünden selamlar.
Aug 30, 2020
22 min

Kötü başlayan bir haftanın peşinden sürüklenmemek mümkün değil. Nitekim öyle de oldu. Ben geriye basmaya çalıştıkça yönünü bilmediğim adımların takip etmeye zorlandım. Bu dirençten, yüzünü bile görmediğim hislerden sağ çıkamayacağımı anlayınca da kendimi içinde keşifler barındıran tanıdık duyguların insafına bıraktım. Elde avuçta kalanları da Beni Bana Anlat’ın yeni bölümünü taşıdım.
Aug 23, 2020
22 min

Fikirler tartışılmadığı sürece değerini, bizde oluşturduğu anlamı kaybediyor. Geriye neyi savunduğunu unutan kendi köşesine çekilmiş gruplar kalıyor. Oysa yanlışlık, en kötü ihtimalle doğruluğun ispatı. Tam bu noktada Gündüz Vassaf’ın dediği gibi: “Bir tarafa kızıp bir tarafı görmezlikten gelince ilkeli duruşlarımız, ‘Ne yapabilirim?’ arayışlarımız inandırıcı olmuyor.” Peki tüm bunlar, değişmekten korktuğumuz, değişime direndiğimiz için olabilir mi?
Aug 6, 2020
26 min
Load more
