Haluk Özbay’ın Tıp Fakültesi’ndeki bir hocası dermiş ki, “bebek anne karnına düştüğü an’da, ‘sıkıntı’ başlar...” Dünyaya ciğerlerimiz açılırken çektiğimiz acının çığlığıyla gelen bizler, aslında her geçen an’la yaklaşmakta olan ‘ölüm’den korkarak, onu bir kol boyu uzağımızda tutmaya çalışarak yaşayıp, o an geldiğinde de, mümkünse uykumuzda olmayı uman, neden ve nereden gelip, ne zaman, nereye göçeceğimizi bilmeyen, kendimizi ‘dünyalı’ olarak tanımlayan ‘canlılarız’... Belki de bilim kurgu filmlerinde izlemiş olduğumuz gibi, bedenen bir laboratuvardayız ve ama kendimizi dünyada ‘zannediyoruz’... Fizik halen uğraşıyor, zaman ne diye... Tıp halen uğraşıyor, daha uzun ve sağlıklı nasıl yaşarız diye, nörobilim hala uğraşıyor bu beyin ismini taktığımız şey nedir diye... Uzun bir giriş yaptım; çünkü, sizlere geniş bir pencere açmak istedim... Aslında hiçbir şey bilmediğimiz bu “kainat” ismini taktığımız yerde, nasıl da her şeye isimler vererek, onları tanımlayarak ve bu şekilde de aslında ufacık da olsa bir ‘kontrol’ kazandığımızı zannettiğimizi farkedin istedim...:) Sonuçta biz neye, ne dersek diyelim, neye inanırsak inanalım, nasıl anlamlar yükleyip, ne kalıplara sıkıştırarak rahatlamaya çalışırsak çalışalım.. nereden geldiğimizi ve ne zaman, nereye gideceğimizi BİLMİYORUZ. Şamanizm de işte belki de bu anlam arayışına bir şifa olsun diye ortaya çıkmış bir şey... Birçok araştırma var hakkında. Biz daha çok “iyileşme”yi konuştuk ama; belki söyleşide “şamanik” metodlar öne çıkıyormyş gibi dursa da... Keyifle izlemeniz, izlerken, aslında özgür bir birey olduğunuzu, dünyaya geldiğiniz an’dan - ve hatta amne karnına düştüğünüz an’dan - itibaren, her şeyin size kelimelelerle, tanımlamalarla, şartlanmalarla.. empoze edilmiş olduğunu farkedebilmeniz, kalıplarınızın şöyle bir dışına çıkarak gerçekte kim olduğunuzu ve yaşam amacınızın ne olduğunu düşünme şansını ve öz sevgisini kalbinizde bulabilmeniz dileğiyle... Kanalımıza üye olmayı unutmayınız...🧞♂️

