Show notes
Ağlamamızın, üzülmemizin, çökkün bir hale gelmemizin, bir müddet işlevselliğimizin bozulmasının kabul görmeyeceğini nereden öğrendik?
Ayrılık acımızın üstünü örten başarı hırsı bizi aslında "kimin kriterlerini" karşılama çabasına sürüklüyor?
Bir şeyin sonlu olmasına tahammül edemeyen yanımızın temelde yaşadığı kaygıyı nasıl anlayabiliriz?

